BLOG

Veri merkezi teknolojileri ve sunucu hizmetleri ile ilgili güncel kampanyalar, faydalı bilgiler ve gündelik içerikler için blogumuzu takip edin
12 Haziran 2019 38 kez okundu

Yerli ve Milli İşlemci (Çakıl)

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Tübitak'ın Gebze'de yerleşkesindeki BİLGEM'i ziyaretinde yaptığı açıklamayla tüm Türkiye'yi heyecanlandırmıştı. Bu tarihten sonra yerli işlemci üretimiyle ilgili herhangi bir gelişme duyurulmadı. Ancak konunun gündeme gelmesi dolayısıyla yapılan araştırmalar, gelecekte Türkiye'nin teknoloji stratejisi ile ilgili önemli ipuçları veriyor.

Hatırlayacaksınız; henüz birkaç ay önce (Aralık 2018) Yerli İşlemcimiz Çakıl"ın silah sistemlerimizde kullanılacağına dair bir açıklama yapılmıştı. 

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Tübitak"ın Gebze"de yerleşkesindeki BİLGEM"i ziyaretinde yaptığı açıklamayla tüm Türkiye"yi heyecanlandırmıştı. Bu tarihten sonra yerli işlemci üretimiyle ilgili herhangi bir gelişme duyurulmadı. Ancak konunun gündeme gelmesi dolayısıyla yapılan araştırmalar, gelecekte Türkiye"nin teknoloji stratejisi ile ilgili önemli ipuçları veriyor. 

Öncelikle Mikroişlemci üretiminin fazlasıyla spesifik bir konu olduğunu belirtelim. Dolayısıyla akıllarda pek çok soru işareti belirmiş durumda. Değil Türkiye"nin, Dünya"nın zengin ve teknolojik açıdan alt yapı sahibi ülkelerinin bile tam anlamıyla teşebbüs etmediği bir alanda Türkiye nasıl olabiliyor da adım atabiliyor? Yerli İşlemci projesi gerçekten gerçekleştiribeliri bir proje mi? Herşey yolunda giderse yerli işlemcimiz ne zaman kullanıma geçebilir? Bu sorulara yanıt vermeye çalışacağız. 

Öncelikle tümüyle özgün mimariyle bir mikroişlemci üretmenin sürdürülebilir bir yöntem olmadığını ifade edelim. Zira kendi mikroişlemcinizi yapmanız demek; kendi anakartınız ve kendi yazılım platformunuzu da geliştirmeniz anlamına geliyor. Örneğin; kendi mikroişlemcinizle Windows ya da Linux/Android işletim sistemlerinizi kullanmanız mümkün değil. Bunun yanında tüketim beklentileri üretim maliyetlerini karşılayabilir durumda olmalı ki; bu da böyle bir işlemci üretmenin ancak yüksek adetlerde tüketimini zaruri kılıyor. 

Bu noktada Türkiye"nin konsantre olduğu ve ön gördüğü strateji Özgün Mikroişlemci mimarisi değil. Ayrıca günümüzde İşlemci Mimarileri teknolojiyi özgürleştirmenin önünde büyük bir engel ve işlemci üreticilerinin kardeli dolayısıyla yalnızca Türkiye"nin de beklentisinden ibaret olmadığını da ifade etmeliyiz. Günümüzde x86 (Intel) ve x64(AMD) mimarilerinin A.B.D. merkezli birer şirkettir. Bu hususun altını çizmek gerekiyor; teknolojiyi ticari amaç güden bir şirketin para kazanma stratejileri belirler durumdadır. Bu durum, hassas bir konu olan askeri teknolojiler açısından tahammül edilmesi zor bir handikap ortaya çıkartıyor. 

Evet, Intel ve AMD işlemcileri masaüstü/sunucu sistemleri gibi yoğun işlem gücü gerektiren uygulamalarda tercih edilir. Mobil ve Askeri alanlarda ise Cortex (ARM) mimarisi kullanılır. Ancak ARM"da da durum çok farklı değildir. Zira ARM her ne kadar işlemci üretmese de işlemci mimarisi tasarlayarak lisans hakkını elinde tutar. Yani Intel ve AMD gibi bir şirkettir. Haliyle bu durum Teknoloji"nin ticaret prangalarına vurulması anlamına tekabül eder. 

Hemen akıllara şu soru gelecek; Apple"ın A9, Huawei"in Kirin işlemcileri nedir o zaman? Bu işlemciler özgün mimari değil, birar Cortex işlemcidirler. Yani ARM şirketinin tasarlayıp üretim izni verdiği işlemci modelleridir. Teknolojileri de birbirlerine oldukça yakındır. 


Gelelim Türkiye"nin durumuna. Yukarıda söz ettiğimiz genel durum yalnızca Türkiye"nin değil; pek çok ülkeninde beklentisi ve öngörüsü ile yeni bir projeyi hayata geçirdi. RISC-V. İşlemcilerde kullanılan iki temel mimari vardır; CICS ve RISC. CICS Intel ve AMD tarafından üretilen işlemcilerin mimarisidir. RISC ile ise ARM Cortex işlemcilerin üretildiği mimaridir. Bu noktada; pek çok ülkeden oluşan uluslararası bir konsorsiyum RISC-V projesi geliştirmeye karar verdi. Bu konsorsiyum; ülke ve şirket bağımsız bir mikroişlemci tasarımı ortaya koymaya ve adeta açık kaynak kodlu bir teknoloji üretmeye başlamıştır. Yani insanlığa mâl edilecek bir teknoloji ortaya konulmaktadır. Hem hiçkimseye ait olmayan hem de herkese ait bir teknoloji tasarlanıyor diyebiliriz. Türkiye"de bu konsorsiyumun içerisine katılarak ASELSAN ile üretilecek mikroişlemci teknolojisinin önde gelen katılımcılarından biri olmak üzere adım atmıştır. 

İşte Milli Mikroişlemcimiz ÇAKIL bu konsorsiyumun meyvesi olacaktır. 

Ve böylesi önemli bir uluslararası projeye katılmak konusunda ortaya konan inisiyatif elbette ülkemiz adına gurur duymamız gereken önemli bir gelişmedir. 

Umarız başarıyla sonuçlanacak bu proje neticesinde milli işlemcimiz ÇAKIL"ın kullanılmaya başladığını görebiliriz ve bu gururu analiz edecek bir başarı hikaseyile tekrar bir blog yazısı konu ediniriz.